SON DAKİKA

AKİF’İ ANCAK “ASIM’IN NESLİ” BİR GENÇLİK YAŞATABİLİR.

Bu haber 26 Aralık 2013 - 23:32 'de eklendi ve 97 views kez görüntülendi.

ALİ BOĞA: AKİF’İ ANCAK “ASIM’IN NESLİ” BİR GENÇLİK YAŞATABİLİR.

Ali-Boga

Kendisine sorulan bir soru üzerine “Allah bu milleti bir daha İstiklal Marşı yazmak zorunda bırakmasın” diyecek kadar yüce gönüllü bu insanın sözleri, ülkenin adeta “Yeni Bir İstiklal Mücadelesi” yürüttüğü bu günlerde ne kadar da anlamlıdır.

Âkif’in ölümü üzerinden tam 77 yıl geçti. 27 Aralık 1936 Pazar günü, 19.45’te dünyamızdan ayrıldı. Cenazesinde hiçbir resmi zevat yoktu. Hatta cenazesine katılanlara soruşturma bile açıldı.

Çıplak tabutu görünce dayanamayan bir esnafın getirdiği Bayrakla sarılan Mehmet Akif Ersoy’un cenazesi, son anda üniversite gençliğinin sahip çıkmasıyla üniversite sancağı ve Kabe örtüsüne sarılarak kaldırıldı. Yeni Cumhuriyetin kurulmasıyla bu milletin kodlarıyla öylesine oynandı ki, İstiklal Marşı’nın yazarını ve hatta öldüğünde cenazesine katılanları takip eden bir istihbaratımız oldu. Zaten o vakitten sonra uzun yıllar bu kurumun görevi kendi insanını takip etmek ve fişlemek oldu.

Kendisine sorulan bir soru üzerine “Allah bu milleti bir daha İstiklal Marşı yazmak zorunda bırakmasın” diyecek kadar yüce gönüllü bu insanın sözleri, ülkenin adeta “Yeni Bir İstiklal Mücadelesi” yürüttüğü bu günlerde ne kadar da anlamlıdır.

1925 yılından, 1936 yılının Haziran ayına kadar, yaklaşık on iki yıl, Mısır’da adeta “gönüllü sürgün” hayatı yaşamıştır. İstiklal Marşımızın şairliği karşılığında ödül olarak kendisine verilen parayı kabul etmeme erdemini göstermiştir ancak, ömrü boyunca bir paltoya sahip olamamıştır.

Milletvekilliği yapmasına rağmen ona maaş bağlanmamıştır. “İstiklâl Marşı”nı yazan şaire, ölümünde tabutuna bayrak sarmak bile çok görülmüştür.

Bugünlerde kendi siyasi görüşünü paylaşmayan herkesin damarlarını ve Türklüğünü sorgulayanlar, o günlerde de Çanakkale zaferini en iyi anlatan şiirin bir Arnavut olduğundan dem vurarak üzüntülerini ifade etme gafletinde bulunmuşlardır.

O günlerde “Akif, Türk değildir. Bir kimse nüfus cüzdanında Türk yazıyor diye Türk olamaz. Olabilmesi için o adamın damarlarındaki kanın Türk olması lazımdır. O bir Arnavut’tur. Çanakkale şehitlerine yazdığı mersiyede kalkıp “Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi” diyen Akif, Çanakkale’deki kahramanlarımızı namert Arap çapulcularına benzetebilmiştir. Ecdat deyince onun aklına Harunüreşit, Ebubekir, Peygamber Muhammet gelir ama bir Cengiz, bir Mete, bir Oğuz gelmez.” Diyecek kadar aşağılaşmış olan Cenap Şahabettin’in oğlu İsmet Rasim Tümtürk’ün izleri bu günlerde hala devam etmektedir.

Akif; inandığı doğrular uğruna her türlü zorluğa katlandı. Özü gür, imanı gür, irfanı gür, vicdanı hür bir adamdı. Âkif’i susturmak mümkün değildi; çünkü Allah’tan başka kimseye kul olmamış, özgür bir adamdı.

Şiirinde ifade ettiği Asım’ın Nesli, cenazesinde ona sahip çıkmıştır. Fikirlerine de yine o nesil sahip çıkacaktır. Yarınlar, Âkif’in özlediği dünyanın açılımı olacaktır; çünkü bu, doğa yasasıdır: Hak, daima üstün gelir.

Bu vesileyle, Âkif’imizi rahmetle anıyor, ona Fatiha’lar gönderiyor, emanetine sahip olduğumuzu tekrar ediyoruz.

ALİ BOĞA

AK PARTİ MUĞLA MİLLETVEKİLİ

 

img_4396-26122013232240


HTML Editor - Full Version

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.