SON DAKİKA

“FİKRİMİN DOĞAL SINIRLARI”

Bu haber 05 Mayıs 2014 - 0:23 'de eklendi ve 71 views kez görüntülendi.

KEMAL ÖNEKLİ’NİN KALEMİNDEN… “FİKRİMİN DOĞAL SINIRLARI”

Bugün sıradan bir coğrafi kavramı siyasete göre yorumlamaya çalışacağız.

Bu ilimiz özelinde ilk defa bir yazı ile ele alınacak.

Bunun da bize nasip olması başka bir anlamı olsa gerek.

Tarih boyunca  hep duymuşuzdur.

Osmanlı’nın duraklama devrinin nedenleri  maddeler hainde sıralanırdı.

“Doğal sınırlar kavramı” bu nedenlerden belki de en “doğal” ve makul nedendi.

Biz doğal sınırlara çok kafa yormadan kabul etmişizdir hep.

Tanım olarak “doğal sınırın” yadsınacak ve derinliğine açıklanacak hali de yoktu hani.

Tanımından da anlaşılacağı üzere,

İki komşu devlet arasında akarsu, sıradağ dorukları, göl ve deniz gibi doğal engellere dayanan sınır.

****

Bizi asıl ilgilendiren boyut “doğal sınırın” fikri  ve düşünce dünyasında var olup,olamayacağı.

Bu anlamda bu yazımızda bir “deneme” edebi tür ile kanıt ihtiyacı duymadan tartışacağız.

Siysi bir akım,yada felsefe “doğal bir sınıra” ulaşır mı?

Bir başka deyişle “siyasete doğal sınır” çizilebilir mi?

Bizi bu soruları sorduran en önemli nedenler on yılı aşan bir sürede ilimizdeki siyasal durum.

Muhafazakar demokrat hareketin Muğla özelinde birtürlü “istenen istendik” başarıya ulaşamaması,

Kentin “sözde hakim” tek parti dönemi ideolojisinin dirençlerinin bir türlü kırılamaması,

Tüm sosyolojik yapı ve kültürel öğeler neredeyse aynı iken yakın illerde iddialı hale gelen hareketin bir türlü ilimiz özelinde anlamlı bir iddia ile vuslat yaşayamaması,

Hetorojen bir demografik yapıdaki bir dünya turizm merkezinde yatırımların ses getirememesi,

Her şeye rağmen  milyar dolarlık projelerin sosyolojik ve siyasi dalgalanma yapamaması,

Bizi doğal sınırlar kavramına odaklanma ve düşünme denemesini yazmamızı sağladı.

Düşünerek doğruyu bulma çabasındayız aslında.

Amaç ve kastımızı ve haddimizi  aşan bir söylemde asla değiliz.

*****

Biz aslında siysi algı olarak bu kavramın ilimiz özelinde çok geçerli olmayacağını düşünüyoruz.

Bir fikrin ve siyasetin  taban hareketine dönüşmemesi doğal sınırlarla açıklanamaz.

Zaten bu kavramı ortaya atmamızın nedeni düşünsel açılım sağlamaktır.

Hareketin temel sorunu “düşünsel fırtına” gibi özel olan  bu tespitte saklıdır.

Düşünsel olarak genel perspektif yanına yerel perspektif koyamamak,

Fikri ve sosyolojik halk tabanına doğru derinlemesine bir ivme sağlayamamak temel sorun.

Doğal sınır olsa olsa deniz olur.

Denizden ötede de söz söylenecek insan yok zaten.

****

Muğla’nın doğal sınırı  doğasında ve sosyolojisinde değil,

Asıl sınır fikri  yapıda ve oluşan  kurumsal düzeni ile  “yetinme ve yeterli görme” bakışındadır.

Genel fikri rüzgarın etkisi ile oluşan rüzgarla tekne yüzdürmek ve hiç “küreklere asılalım beyler” söyleminin gelişmemesi,ayrıca var olanı koruyalım yeter fikri örüntüsü “beyinsel bir doğal sınırın” da oluşmasında en önemli  etken gibi görünüyor.

Bu anlamda doğal sınır,doğuştan doğal bir biyolojik  organımız olan beynimizde gibi görünüyor.

“Yelkenimizi Ankara’dan esen fikri rüzgarla dolduralım yeter” gibi yapı geminin yol almasını ve hız kazanmasını engelleyen  “hız kesiciler” gibi algılanıyor.

Oysa bilinmelidir ki;iyi kaptanlar rüzgarinı kendisi oluşturmak zorundadır.

Fikri bir değişimin olmadığı yerde mekansal değişimlerin fark yaratması asla düşünülemez.

Hizmeti rutin sayma ve etki gücünü azaltmaya  odaklanan bir yapı ile çözüm ortaklığı yapmak başarı olarak algılanamaz.

Bu anlamda Fethiye ilçesinde 2011 yerel seçimlerinde yüzde elliye yaklaşan fikri teveccüh çok dikkatli ele alınmalı ve kültürel yapıda yansımanın siyasete etki gücü anlamlı olarak doğru tanımlanmalıdır.

Dönemsel med-cezirlerin yerel  tarifleri arifsiz yapılamaz.

Kökten yaprağa su gitmezse bitki yaşayamaz. Bereket olmaz.

Genel siyasette esen pozitif rüzgarı yerel fırtınaya dönüştüremezseniz nasıl başaracaksınız?

Madalyonu ters yüz edip düşünür isek eğer;

Genelde esen negatif bir rüzgarı nasıl keseceğimizi yerelde düşünümez ve bunun etkilerini “minimize” etme fikri çabamız yoksa  başarı şansınız oldukça zor olur.

 

Hatta üstüne üstlük bu esen negatif rüzgar bizi üşütür diye bir köşeye saklanır, hele fırtına geçsin sonra bakarız  gibi absürd bir duruş ise hayal kırıklıklarını doğurur.

“En iyi defans, ofanstır”. Düsturünü tekrar düşünmekte sayısız fayda var.

Bu “deneme” türü bir yazı ile doğal  olan iki  şeyi “rüzgar ve beynimizi” tartışalım istedim.

Yoksa davamızın  ve fikrimizin  sınırı olamaz.

Gönülden gönüle yol bulur kadim fikirler.

Yeterki biz “sınırlı ve sinirli”  olmayalım.

KEMAL ÖNEKLİ


HTML Editor - Full Version

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
escort bayan sex izle

istanbul escort

beylikdüzü escort

evden eve nakliyat

klima kombi servisifilm izle