SON DAKİKA

“GÜLE GÜLE GABO”

Bu haber 20 Nisan 2014 - 16:24 'de eklendi ve 99 views kez görüntülendi.

KEMAL ÖNEKLİ’NİN KALEMİNDEN… “GÜLE GÜLE GABO”

Bir yıldız daha kaydı gökyüzünden,
Büyülü gerçekçiliğin rüya üstadı.
Gabriel Garcia Marquez
Bir gönül insanı,
Anlam büyüsünün güçlü kalemi,
Nefreti buza kaıyıp,
Tüm insanlara sevdiğini söylemeyi özleyen insan,
Seksen yedi yıla sığan bir ömür,
Ve bir nazik istemli “veda mektubu”…
Sözün gizeminde istenen müsade…
Güle güle üstat…
Güle güle.
Müsade senin…!!!
****
“Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.
Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim.
Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm.
İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim.
Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.
Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım.
Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim.
Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı…
Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim.
Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım.
Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır. Çocuklara kanat verirdim.
Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım.
Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim.
Ey insanlar!
Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim.
Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim.
Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim.
Sizlerden çok şey öğrendim.
Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak.
Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim.
Mutsuz bir şekilde…
Artık ölebilir miyim?”
****
Hazin ve anlamlı bir veda mektubu ile yine yaptın yapacağını üstat.
Yeni doğan her bebek daima o eli salmayacak,
Fıtratında kalacak insan,
Bir çantaya kilitleyip gidiyorsun her şeyi,
Arkada bıraktıkların yeter üstat hepimize,
Başkaları durunca yürümek, miras kalsın senden bize.
Bizde seni yüreğimize kelepçeledik.
Kabul edilir mi bilmem ama,
Bu bir gönül sesi bizden sana.
Bizden öğrendiklerini çok büyütme aslında,
Seninle paylaştığımız dünyada,
Bize öğrettiklerin adına da,
Teşekkürler.

KEMAL ÖNEKLİ


HTML Editor - Full Version

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
escort bayan sex izle

istanbul escort

beylikdüzü escort

evden eve nakliyat

klima kombi servisifilm izle