SON DAKİKA

MEHMET TANIR’DAN KÜLTÜR POLİTİKALARI ÜZERİNE…

Bu haber 25 Şubat 2016 - 11:17 'de eklendi ve 151 views kez görüntülendi.

MEHMET TANIR’IN TÜRKİYE KÜLTÜR POLİTİKALARI ÜZERİNE MODEL ÖNERİSİ

Türkiye’nin 2023 Hedeflerine Ulaşmasında Kültürel Kalkınma ve Gençliğin Yetiştirilmesi
Eğitim Politikaları ve Değerler Eğitimi
Eğitimin felsefi akımlara göre değişen pek çok tanımı vardır. Felsefi görüşlere göre de eğitimin tanımı değişmektedir. Sözgelişi idealizme göre eğitim, insanın bilinçlice ve özgürce Allah’a ulaşma için sürdürdüğü biteviye çabalardır (Butler’den naklen 1957, 238). Realizme göre eğitim, yeni kuşağa kültürel mirası aktararak, onları topluma uyuma hazırlama sürecidir (Butler, 1957, 344-347). Pragmatizme göre eğitim, kişiyi yaşantılarını inşa etme yoluyla yeniden yetiştirme sürecidir (Butler, 1957, 480-487). Marsixme göre eğitim, insanı çok yönlü eğitme, doğayı denetleyerek onu değiştirecek ve üretimde bulunacak biçimde yetiştirme sürecidir. Natüralizme göre eğitim, kişinin doğal olgunlaşmasını artırma ve onun bu özelliğini göstermesini sağlama işidir ‘’ (Sönmez, 2002, 31-32).

Özcan’a göre, ‘’Eğitim, 1- Genel anlamda bireyde davranış değiştirme süreci. 2- Bireyin davranışında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme süreci. 3- Bireyde kendi yaşantısı ve kasıtlı kültürleme yoluyla istenilen davranış değişikliğini meydana getirme süreci.’’ (Özcan, 2005, 41)

Eğitim ‘’kişinin davranışlarında, kendi yaşantısı yoluyla istendik yönde ve bir dereceye kadar kalıcı değişmeler meydana getirme süreci olarak tanımlanmaktadır’’ (Sönmez, 2002, 31). Bozkurt’a göre, ‘’Eğitim, bilgi ve becerilerin kuşaktan kuşağa aktarılması ve bireyde istendik davranışların yaratılmasıdır. Bir diğer ifadeyle eğitim bir tür sosyalleşme sürecidir.’’ (Bozkurt, 2005, 369)

Eğitim politikası ‘’Bir toplumun, bir kuruluşun ya da bir eğitim kurumunun saptanan eğitim erklerine ulaşmak için alacağı kararlara temel olmak üzere hazırlanan değişen toplumsal ve ekonomik etkenlere uygun görüşleri ve değer yargıları da kapsayan genel bir plandır’’ (Demirel, 2005, 43).

Onuncu beş yıllık kalkınma planında “eğitim” başlığının 142. Maddesinde;

Amaç ve Hedefler: Düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, demokratik değerleri ve milli kültürü özümsemiş, paylaşıma ve iletişime açık, sanat ve estetik duyguları güçlü, özgüven ve sorumluluk duygusu ile girişimcilik ve yenilikçilik özelliklerine sahip, bilim ve teknoloji kullanımına ve üretimine yatkın, bilgi toplumunun gerektirdiği temel bilgi ve becerilerle donanmış, üretken ve mutlu bireylerin yetişmesi eğitim sisteminin temel amacıdır.” Şeklinde belirtilmiştir.

Kültürün üretilmesinde eğitimin önemi büyüktür. Kültür üreticilerini eğiten geçmiş ve şu anki kültürü gelecek kuşaklara bozulmadan aktarılmasında önemli rol oynayan eğitim özellikle üniversitelerde kültür alanında eğitim verecek ve çalışacak ‘’ kültür eğitimcilerini’’ de yetiştirerek önemli rol oynar.

Varış’a göre “Aslında, kültürün insan davranışlarına doğrudan etkin olması nedeniyledir ki, eğitim mekanizması önem taşımaktadır. Eğitime bir kültürlenme süreci olarak bakanlar eğitim/kültür etkileşimini birbirinin sebep sonucu olarak görmektedir: Gelişmiş bir toplumda eğitimde gelişir; bunun tersi de doğrudur. Etkin bir eğitim içinde oluştuğu kültür dokusunun temel liflerini tanıtır yayar ve geliştirir” (Varış, 1990, 333). Kültür sosyal dokuya dirilik kazandırır.

Eğitimin kültürel, toplumsal ve ekonomik işlevleri vardır. Milletin kültürel mirasını oluşturan tüm birikimini koruması, geliştirmesi, kuşaktan kuşağa ulaştırılması ve genç kuşaklara benimsetmek eğitim kültürel işlevidir. Toplumu dış etkenlerden korunarak ulus olma bilincine varması ancak eğitim yoluyla gerçekleşebilir. Yine Bir toplumu dünyadaki diğer toplumlardan ayıran en belirgin özelliği kendisine ait sahip olduğu milli kültürüdür (Adem, 1997, 4-5).
Eğitim, demokratikleşmeye katkı vererek, bireylerin yaratıcılığını artırarak, bireyleri yenileşmeye güdüleyerek, ulusal bilinçlenmeyi gerçekleştirerek (Başaran, 1994,148), kültürü aktararak, milli bilinci geliştirerek, inovasyona yönlendirerek, ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda istenen sayı ve nitelikte insan yetiştirerek ülkenin kalkınmasına olumlu katkı sağlar.

Topluma yeni katılan bireylerin, kuşağın o toplumun değerleri kazandırarak topluma üyeliğe ve toplumdaki rollere hazırlamak bir zorunluktur. Sosyalleşme ile toplumlar toplumsal ve kültürel varlıklarını korurlar.

Eğitimin kültürel işlevi, toplumun oluşturduğu davranış kalıplarını ve değerlerini yeni kuşaklara aktarmaktır. Eğitim olarak kültür, toplumsal olarak öğrenilen ve yeni kuşaklara aşılanan davranış örüntü ve kalıplarıdır (Güvenç, 2010,99).
Aslında eğitim yapısı itibariyle hem girdiler hem de çıktılar açısından kültür ağırlıklıdır. ‘’Diğer bir deyişle, kültür, insanın, insan da biyolojik varlığı dışında kültürün ürünüdür. İnsan doğal, sosyal ve kültürel çevresiyle etkileşerek kültürü üretir. İnsanın sahip olduğu kültür ile ürettiği kültür arasında çok yüksek ve pozitif korelasyon vardır’’ (Bilgen, 59) Eğitim sistemi kültürü seçerek bazen aktararak eğitim aracı olarak kullanır. ‘’Eğitim kültürün öğrenilmesini, anlaşılmasını ve nesilden nesile aktarılarak korunmasını sağlar. Kültür ise eğitim muhtevasını ve dinamizmini oluşturur’’ (Bilgen,1990,59).

“Eğitim, bireyleri çağcıl koşulların, gereksinimlerin öngördüğü bilgi ve beceri ile donatarak, onları daha güçlü kılarak, toplumsal kalkınmanın, ekonomik büyüme ve değişmenin öngördüğü niteliklerle donatarak işlevini yerine getirir” (Aydın, 2014, 72). Eğitim bireyleri içindeki yaşadığı toplumun değerlerini kültürünü kazandırarak hayata hazırlar, sosyalleştirerek toplumla uyumlu ve etkin hale getirir.

Toplum, kendine has nitelikleri olan, ortak kültürü ve bir bölgeyi paylaşan, belirli bir toprak parçası üzerinde bulunan ve kendilerini birleşik ve kendine has özelliklerle kuşanmış insanlardan oluşan grup olarak tanımlanabilir (Bozkurt, 2005, 382).

“Her toplumu kendine özgü yapan, onu diğer toplumlardan farklı kılan, özgün yapan kültürel varlığıdır ve bu varlığı korumasının en sistemli ve güvenilir yolu da söz konusu kültürel varlığın eğitim yolu ile yeni kuşaklara aktarmaktır” (Aydın, 2014, 70).

Öte yandan çağdaş değerlerle geleneksel değerler arasında denge kurulması gerekir. Toplumlar bireylere temel ve milli kültür ögelerini aktararak kendi varlıklarını sürdürürken, çağdaş değerleri öğreterek dünya topluluğunun etkin üyesi olmasını sağlarlar. Aydın’a göre, “Başka bir anlatımla, toplumsal süreklilik için temel kültür öğelerinin korunması, günümüz çağcıl dünyanın etkin bir üyesi olabilmek için de çağın değerleri ve davranış örüntülerinin toplum üyelerine kazandırılması, toplum açısından yaşamsal bir gereksinim, sorumluluk ve zorunluluktur. Böyle bir gereksinimin karşılanabilmesi için her iki boyutu dengeleyebilen bir eğitim politikası zorunludur” (Aydın, 2014,61).

Eğitimin evrensel, insani ve milli boyutu vardır. Eğitimin milli boyutunda, “… bayrak, millet, vatan, dil, din, tarih, örf-âdet ve bir milletin üyesi olma inancı, üzerinde durulmaktadır. Bilgen’e göre, ‘’Milli boyutun temel unsuru millet, milletin temel unsuru da milliyettir. Milliyet olmadan millet olmaz… Bir topluluğun millet olabilmesi, bu topluluğun her üyesinin, kendisinin o topluluğun doğal parçası olduğu inancına sahip olmasıyla mümkündür’’ (Bilgen, 1990, 56-57). Bir milleti üyesi olma inancı eğitim ortamında kazandırılabilir.

“Kültürden, insanın eğitim düzeyi, sanat anlayışı, düşünce ve fikir zenginliği, hoşgörülü ve erdemli olması anlaşılır ”Erkan ve Erkan, 1998,3). Toplumun kültür alanındaki düzenleyici kuralları ve var olan normları kültürel değerlerini oluşturur. Her alanda olduğu gibi, ülke genelinde değerlendirme yapılırsa ekonomik alanın, politik alanın ve sosyal alanın kendi kültürel değerleri vardır. Eğitim yoluyla bireylere bu kültürel değerlerin öğretilmesi gerekir (H. Erkan ve C. Erkan, 1998, 13).

Aktaş’a göre, Yunus Emre’yi, Fuzuli’yi, Galip’i, Mevlana’yı, Itriyi, Mehmet Akif’i, Necip Fazıl’ı sadece sevmek yetmez. Onları gençliğimizin sevebileceği şekilde yorumlayabiliyor muyuz? Kültür alanında “asıl kaynaklarına dönmek” önemli bir yaklaşımdır. Fikri, dini, tarihi, edebi, anonim kaynakların envanter çalışmasını yapmak, listelemek gereklidir. Aydınlarımıza, bürokratlarımıza kültürü tanıma fırsatı verilmelidir. Ülkenin gelişmesinde bireylerin yetişmesinde önemli rol oynayan aydınlarımızın geniş kitlelerden kopmadan onun kültürel kimliğinin bir parçası olarak yetişmeleri için eğitim ve kültür politikalarının birlikte düşünülmesi gerekir (Aktaş, 1990, 16).

“Öğrencilerin bir edebî eseri tarihî ve sosyal bağlamından kopartmadan çevreyi ve diğer dinamikleri kavrayarak öğrenmesini ağlayacak yöntemler geliştirilmelidir. Daha da ötesi, edebiyatçıların ve yazarların her yıl okulları ziyaret etmesi, atölyelerde çalışmalar yapması, okuma günleri düzenlemesi gibi etkinliklerle öğrencilerle buluşması sağlanmalıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı ortak çalışmalarla bu tür ilgileri en üst seviyeye taşıyabilirler. Okul ortamları muhakkak surette gerçek hayattan örneklerle uygulamalarla güçlendirilmelidir. Örneğin bir klasik Türk musikisi korosunun, bir tasavvuf musikisi icra heyeti veya bir klasik Batı müziği orkestrasının okul ortamında icra ettiği müziğin, konserin velilerle birlikte öğrenciler tarafından izlenmesi gayet kalıcı etkiler sağlayacaktır. Kültürün okul ortamında yaşanarak yeni nesillere aktarımı en kalıcı formüllerden biri olarak düşünülebilir. Müfredat programlarının, ders içeriklerinin kültürel mirasımız ve modern dünyanın kültür birikimi ile desteklenerek yeniden gözden geçirilmesi ilk adımlardan biri olsa gerektir ” (Kireçci, 2015, 113).

Yeni yetişen nesle milli kültürümüzü en iyi şekilde tanıtmanın ve öğretmenin ne denli önemli olduğunda şüphe yoktur. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı’nın örgün eğitim sistemini Türk kültürüyle yoğurma çalışmaları yoğunlaştırılarak devam ettirilmeli, ders müfredatları, kitap ve diğer araçlar, milli kültürün öğretilmesi ve milli şuurun yaygınlaştırılması yönünden yeniden düzenlenmelidir (Dindar, 1990, 96). Yine bu konuda üniversitelerle Milli Eğitim ile Kültür ve Turizm Bakanlığı işbirliğine gitmelidir.

Eğitimi kültürü yaşatmanın, aktarmanın ve kültürü üretme aracı olarak başta kültürle ilgili bireyi sosyalleştirme, çocuk ve gençlerimizi bilgi ve şuurla donatma açısından tüm ilgili kurumlarla ilişkilendirerek “eğitim politikaları” oluşturulmalıdır. Ayrıca kültürel mirasımızı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sahip olduğu bilimsel, teknik, tarihi imkânlar eğitimde kalıcılığı ve bilinçli gençliği yetirmek için kullanılmalıdır. Eğitim programları milli kültürümüzü görerek ve yaşayarak öğretilmeli eğitim sağlanmalıdır. Örneğin “vatan, vatanı sevme ve vatanın değeri” Çanakkale’de öğretilebilir. Mimari, hat sanatı, kalem işçiliği sosyal yaşantı, Selçuklu ve Osmanlı’nın aileye verdiği önem konaklarda yapılacak eğitimle fark ettirilebilir. Müzelerde insanlığın geçirdiği gelişme evreleri, tarih, kültür ve medeniyetler hakkında insanlığın ortak mirası hakkında eğitim verilebilir.

İnsanı sosyalleştiren içinde yaşadığı ve toplumun kendisi ile uyumlu bir bireyi haline gelmesini kendi öz kültürü sağlar Eğitim yoluyla kültür aktarılır. Üniversiteler milli kültürümüzün korunması ve insanların bu kültür çerçevesinde yetiştirilmesi görevini yürütmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı ve Üniversitelere milli kültürümüzü öğretme ve benimsetme açısından büyük görev düşmektedir. Bu görev ancak karşılıklı ve birlikte çalışmayla gerçekleşebilir.

Milli Eğitim Bakanlığının “yapılandırmacı yaklaşımı” öne çıkardığı tek tip insan değil farklı ve eleştirel düşünebilen bireyler yetiştirme yaklaşımı önemli bir adımdır. Eleştirel düşünebilen dünyadaki gelişmelerden haberdar olabilen, gelişmelere ayak uydurabilen, kendi kimliğini, kültürünü içselleştirmiş, kendi ülkesine ve dünyaya katkı sunabilen bir gençlik yetiştirmek son derece önemlidir.

Değerler Eğitimi
Milli Eğitim Bakanlığımız ve Üniversitelerimiz sadece öğretim üzerine değil “eğitim” konusuna da yoğunlaşmalıdır. Eğitim konusu gündeme gelince bu noktada “değerler eğitimi” devreye giriyor.

Değer ve değerler eğitimi “ahlak eğitimi, karakter eğitimi ve vatandaşlık eğitimi” adı altında farklı isimlerle anılmakta ve bu kavramlar altında değerler eğitimi gerçekleştirilebilmektedir. Ancak değerler eğitimi öğretim programlarında yer aldığı gibi örtük program dediğimiz okul, aile, okul kuralları, çevre, okuldaki öğretmenlerin camideki hocanın mesajlarında da bulunabilir (Akbaş, 2014,40).

“Değerler, çeşit çeşittir. İktisadi değerler, estetik değerler, dini değerler, ahlaki değerler bir bütünü oluştururlar… İnsan değerlerini içeren üç temel alan belirleyebiliriz: Doğru’yla ilgili ‘bilgi’ alanı, iyi’yle ilgili ‘ahlak’ alanı, güzel’le ilgili ‘estetik’ alanı” (Timuçin,2002,119). Ancak bu genel bir yaklaşımdır. Değerleri sadece bu ifade edilenlerle sınırlayamayız.

“Değerler, amaçlarımızı ve davranışlarımızı belirlemede bize neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söyleyen standartlardır. Ya da toplumsal olarak arzu ettiğimiz şeyler hakkında paylaştığımız soyut fikirlerdir. Sonuçta değerler bize, iyi kötü, güzel çirkin, ahlaki, gayri ahlaki veya arzu edilen ve edilmeyen şeyler hakkında ölçütler sunar” (Bozkurt, 2005, 93).

Toplumda neyin cezalandırılıp neyin ödüllendirileceğini, toplumda neyin değerli olduğunu bizim toplum gözündeki değerimiz, bizim toplumsal rollerimizi seçmemize yardım eder. Değerler toplumsal kontrol ve baskı aracı olarak toplumu bir arada tutar. Ayrıca değerler, toplumun oluşturan bireylere nelerin önemli olduğunu, tercih edilmesi gerekenleri ve nasıl yaşanılması gerektiğini belirler.

Modern yaşam tarzı dini toplumsal hayatın dışına iterken, ahlak kriziyle karşı karşıya kalmakta yine modern değerlerle sorunu çözmeye çalışmaktadır. Ne yazık ki modern yaşam geleneksel değerlerle yenilerini değiştirilmekte “hoşgörünün” yerine “kendine güven” sunulmaktadır (Aslan ve Yaşar,2014,11).

Nesli yetiştirme açısından değerler eğitimi gereklidir. “Aksi halde bireyler, demokratik ve toplumsal kararlara katılan özgür bireyler değil, başkaları tarafından yöneltilme ve yönlendirmeye, onların manipülasyonuna açık bireyler olacaktır ki, bu tür bireylerin ahlaki değerlere sahip bir birey olduklarını ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirdiklerini söylemek mümkün değildir” (Arıdağ,2014,85).

Barış, demokrasi, vatansever olma, düzenli olma, yardımsever olma, adil olma, yaratıcı olma, girişimci olma, hoşgörülü olma gibi değerler aile ve çevrede olduğu kadar en çok eğitim yoluyla bireylere kazandırılabilir. Bu nedenle “değerler eğitimi” çocuk ve gençlerimizin eğitiminde ayrı bir öneme sahiptir. “Değerler eğitimi” eğitim kurumlarının görevidir (Akbaş, 2014, 39).

Burada, derinlemesine incelediğimiz “Türkiye’nin 2023 Hedeflerine Ulaşmasında Kültürel Kalkınma ve Gençliğin Yetiştirilmesi” konusunun alt başlıkları okuyucuyu sıkmamak için aşağıdaki sıralamaya göre sonraki yazılarımızda vereceğiz. Bu alt başlıklar:
Din Politikaları Eğitim ve Kültür Politikaları İlişkisi
Aile Politikaları
Gençlik Politikaları ve Kültür endüstrileri
Sanat ve Sanatçı
Dünya Dili Olarak Türkçe
Medya İletişim Dijital Ortam ve Sosyal Medya
Kültürün İşlevi Kalkınma, Kültür Politikaları ve 2023 Vizyonu’dur.


HTML Editor - Full Version

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
escort bayan sex izle

istanbul escort

beylikdüzü escort

evden eve nakliyat

klima kombi servisifilm izle