SON DAKİKA

TOPBAŞ: DERDİNİ DİNLEMENİZ BİLE İNSANLARI ÇOK MUTLU EDİYOR

Bu haber 22 Mart 2014 - 16:21 'de eklendi ve 359 views kez görüntülendi.

ÖZEL HABER, RÖPORTAJ YAZISI.. BETÜL ŞATIR’IN KALEMİNDEN ÖZLEYİŞ TOPBAŞ İLE RÖPORTAJ

279975

Karatı büyük elmaslar gözleri çok kamaştırırlar. Kimi kadınlar takılarını takarken eşsiz olduğunu hissederler. Pırlantalar zarif boyunlarında parlarken ve herkes onlara imrenerek bakarken çok mutlu olurlar. Bazı hanımlar vardır çeşit çeşit mücevherler almaya muktedir. Ama onların başka gündemleri vardır sonu olan hayatta. Çoğu zaman takıp takıştıracakları ortamlarına zaman bile ayıramazlar. Çünkü bu hanımların Valide Sultan geleneğine köklü bir rabıtası vardır. Onların yeri muhtaçların evi, onların sofrası fakirlerin sofrasıdır. Bu nezih geleneğin bakiyesi olarak dolaşırken yeryüzünde, tarçın ve gül kokulu hatıraların izini sürmek ve medeniyetimizi yine nergis kokularıyla tütsülemek istiyorlardır. O elmasları parmaklarında, boyunlarında değil, sonlu dünyanın muhtaç insanlarını doyurmak giydirmek, iş sahibi yapmak şartıyla fakirlerin gönüllerinde ışıldatmaktır niyetleri.

İşte bir nevi çağımızda Valide Sultanlardan birisi olan çok kıymetli bir hanımla; Özleyiş Topbaş Hanımla,
Bir yandan iyi bir yandan kötü olan televizyon dizilerini,
Çocuklarını sağlıklı büyütmeye özen gösteren bir anne oluşunu,
Güzel yaptığı yemekleri,
“Dinlenmeyi meşguliyet değişikliği” olarak gören bir Başkanın eşi olma hallerini,
Fakirlerin evinde yığılan makarna paketlerine ve haşlanması mümkün olmayan fasulye torbalarına market kuponlarıyla son verişini,
İhaleye giren marketlerin nohutlarını haşlayacak kadar detaycı olmasını,
Kendisinden daha detaycı hizmet etmeyi sevmeyi seven eşini,
Geleneklerine bağlı kalmayı sıkı sıkıya öğrettiği çocuklarını,
Annesiyle olan ilişkisini,
Hiç bir zaman teselli bulamayan insanlara nasıl umut verebildiğini,
Sadece İstanbul’la sadece kadınla kalmayıp fayda çemberinin nasıl genişletildiğini,
Anlattığı hikâyelerin güzel biten sonlarını, konuştuk. Kadın Koordinasyon Merkezindeki makamında sizler için söyleştik.

“Koruyan kollayan babalar ve eşler azalıyor.”

Kaleme alınamayacak şeyler konuşuyoruz sohbetimizin başında. Tuşların isyan edeceği olaylara tanık olmanın üzüntüsünü paylaşıyor bizlerle Özleyiş Hanım. Babaların hıyaneti, eşlerin ihaneti, dağılan yuvalar, kararan gencecik hayatlar, derken soruyorum;
Son zamanlarda etrafta dolanan bir kavramla “Azalan erkek kimliği” ile ilişkilendirebilir miyiz bütün bu olanları? Biz kadınları koruyan, gözeten sahip çıkan erkekler azalıyor mu? Ya da bu duyguları insanlar bilhassa erkekler kaybetmeye mi başladı?

Kendi çevremizde hiç alışık olmadığımız şeyler bunlar. Bunun için çok şükürler ediyorum. Fakat üzüntü duyduğum çok kişilerle ve olaylarla karşılaşıyorum. Hepsine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Merkezimiz bu konuda hassas ve uzun süren araştırmalarımız sonunda ihtiyaçlıları saptıyorlar ve bizlerde hep beraber olması gerekeni belirleyip yardımcı olmaya çalışıyoruz. Azalan kimlikse bundan büyük üzüntü duyarım? Hem anneye çocuklara şiddet uyguluyorlar hem de ne haliniz varsa görün diyorlar. Bırakıp gidiyorlar. Yok, böyle bir şey! Düşünmekte zorlanıyorum. Baba mı bu? Bu nasıl babalık anlayışı! Bu nasıl bir baba imajı! Aklımızın almadığı olaylara rastlıyoruz ziyaretlerimizde. Anneler görüyorum hayattan umudu kalmamış. Yaşama zorla katlanıyor tesellisi yok. Kadınların yüzüne bakmakta zorlanıyorum. Düşünmeyi ve hatırlamayı istemediğim olaylara rastlıyorum. Tansiyonum oynuyor bazen akşamları rahatsızlanıyorum.
Geçenlerde ziyaretine gittiğimiz bir kadıncağız var şiddet görmüş. Kafasına çokça darbe almış. Konuşmakta kelimeleri kullanmakta zorlanıyor.  O kadar korkmuş ki? Peltek konuşuyor, saflaşmış. Evde bir genç kız var hayata küsmüş. Ben ne olacağım sorusuna hiçbir cevap alamamış. Neler görüyoruz. Maalesef. Sadece dizilerde olmuyor böyle şeyler. Bakın çoğunlukla eleştiriyoruz dizileri ama bakış açısına göre değişiyor. Çoğunluğu gerçek hayattan sahici örneklerden çıkarılmış diziler var. Cahil insanlar hem de hiçbir bilgisi olmayan insanlar televizyon izliyorlar hem de dikkatle. Bu insanlar hiçbir şey öğrenme fırsatı bulamamışlar.  Keşke bu izlediklerinden gereken dersi çıkarmayı bilebilseler. Olumsuz olaylardan kaçınsalar. Çok uyanık olabilseler.
Mesela bir kızımız var ilgilendiğimiz. Okuması gerekiyor. Puanı yeterli değil. Karşıma aldım konuştum. Bak seninle ilgilenmek istiyorum. Seni özel bir üniversitede okutmak istiyorum ama bazı şartlarım var. Oradaki insanlardan etkileneceksen, yaşam standartlarına bakıp huzursuz olacaksan sana yardımcı olamam. Zaten bunlar sana bir şey kazandırmaz. Sadece bilgiye ve derslerine odaklanacaksan. Arkadaş konusunda seçici olabilirim diyorsan, sadece eğitimini alırım diyorsan seninle ilgilenirim. Başka kimselerle ve olaylarla ilgilenmeyeceksin. Dedim ve anlaşarak şartlı yardımcılığı kabul ettim. Başka türlü bu vebali almak istemediğimi belirttim. Bu şekilde birkaç tane mezun olmuş öğrencimiz var.  Çok şükür onlar bu durumdan etkilenmediler.  Onlar erkek öğrenciydi. Ama en başta onları da karşıma aldım konuştum. Oradaki insanların zenginliklerinden ve imkânlarından etkilenmeyeceksiniz diye anlaştım. Ve hayırlısı ile atlattılar. Bitirdiler. Gözlem altında yardımlarımızı sürdürüyoruz. Her sene kitaplarını ihtiyaçlarını alıyoruz adreslerine yolluyoruz. O kızımızda etkilenmeyecek gibi gözüküyor. Akıllı bir kızımız ona yardımcı olacağız. Benim öncelikli fikrim inandığım şey;
Ailede hal diliyle güzel eğitilmeli çocuklar. Hangi ortama girerlerse şahsiyetini muhafaza etmeyi bilecekler böyle olursa. Aile çocuğunu doğru yönlendirebilirse çocuk kendini korumayı bilecektir.

Birey birey ilgileniyorsunuz ne güzel.

Seviyorum. Meşgul olduğum işi seviyorum insanlara yardımcı olmayı onları dinlemeyi seviyorum. Hatta gittiğimiz ailelerden birinde yine üniversiteyi kazanmış bir gencimiz vardı. Her ay onun ihtiyaçlarını merkezimizden karşılıyoruz. Kitaplarını giysilerini. Yokluk içerisinde güzel okuyan çocuklar da var. Dürüst. Yok olduğu halde istemeyen insanlara, onlara bilhassa yardım etmek istiyorum. Çabalıyor, uğraşıyor kendi imkânlarıyla bir şeyler başarıyor, böyle insanlar da var.  Ben ekiplerimizle toplantı yaptığımda onlara da söylüyorum ailelerle konuşurken dikkat edin imkânlarının azlığına rağmen bir şeyler için uğraşan çabalarını sürdüren istemeye meraklı olmayan aileleri özellikle tespit edin diyorum. Yardım en çok onların hakkı. Bu devlet olarak da görev, belediye olarak da görev, insaniyet anlamında da bir görev ama bunu suiistimal eden insanlar var. Dört katlı apartmanı olup başkasının üzerine yaptırıyor kendisini bodrum katta yaşıyor ve türlü rezillikler içinde ihtiyaçlı olarak gösteren insanlar var. İstemeyi adet edinmiş insanlar da var maalesef. Dünya ve ahiretini mahveden kimseler bunlar. Bir torba kömür için bunu yapmaya değer mi? Bunun ayrımını yapmak için ekiplerim çok daha dikkatli davranıyorlar.  Ben de uyarıyorum. Her şeyi titizlikle yapmak lazım.
Bir yandan da yine ziyaret ettiğimiz bir hanım var şiddet görmüş eşinden boşanmış. Ağlaması hala gözümün önünden gitmiyor. O kadar dolmuş ki; Bir ekmek parası yok. Ekmek alıp çocuğuna yedirememiş. Çocuğunu memlekete göndermiş. Köyden çocuğuna bakmak istemiyorlarmış. Zaten kadıncağız çocuğunu çok özlemiş. Bunu yüzünden okuyabiliyorsunuz. Hem her türlü şiddeti görmüş hem de hayatla mücadele ediyor. Böyle insanları arayıp buluyoruz, takdir ediyoruz. Yardım onların hakkı. Gerçekten ihtiyaçlı olanı bulmak ve ona yardım etmek lazım. Bu sene gittiğimiz ihtiyaçlıların çoğu şiddetten mağdur olmuş kimseler. Bu çok ilginç.

Bunca üzücü şahitliklerden sonra hayata adapte olmak normal yaşantınıza dönmek zor oluyor mu?

Eve gidince hala kafamdan atamadığım olaylar oluyor bazen rahatsızlanıyorum. Ama kendi düzenli ve huzurlu hayatımız için sonsuzlarca şükrediyorum.

Yedi senede toplumsal olarak daha kötüye gittiğimizi gözlemlediğinizi söyleyebilir misiniz?

Aslında biz profesyonelleşiyoruz. İsteklere daha hızlı cevaplar veriyoruz. Bir yandan da çözüme kavuşan ailelerin sayısı artıyor. Tabi değişken ve artan bir nüfus var.  Bu yüzden bunu böyle adlandırmamız hiç doğrun olmayacaktır. Zamanla durumunu düzelten aileler var. Memleketine dönen insanlar var. İmkânsızlıktan memleketine gidemeyenlere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Eğer köylerinde insanların yaşam şartları daha rahat ve kolay olacaksa biz onları memleketlerine gönderiyoruz. Tabi bunu yaparken Büyük Şehirden destek alıyoruz. Böyle birlikte çalıştığımız projeler var. Birçok konuda yardım alıyoruz, mesela sağlık problemi varsa ve ya bir evde özürlü varsa her konuda belediyenin birimlerinden yararlanıyoruz. Nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda yönlendiriyoruz. Bizden haberdar olmayan aileler var. İlçe belediyelerine yönlendirilmesi gerekenler var. Bazı insanlar da var ki siz bizi dinlediniz ya buraya geldiniz ya diye çok memnuniyet duyanlar var. İnsanlar değer görmek istiyorlar. Kale alınmak istiyorlar. Adam yerine konulmak istiyorlar. Hatta Başkanın bir sözü vardır “hiç kimse adam yerine konmadığını affetmez”. Derdini dinlemeniz bile insanları çok mutlu ediyor. İnsanlara değer verdiğinizi hissettirirseniz onlarla karşılıklı sohbet ederseniz bundan çok memnun oluyorlar. Her insan değerlidir. Asla küçük ve hor görülmemelidir.

Galiba bu söylemi, “Hiçbir kimse adam yerine konulmamayı hak etmez” şeklinde de değerlendirmek yerinde olacaktır.

Sizce “kadın” kurtarılırsa toplum da düzelir mi? Yara alan kadınları sarar ve iyileştirsek toplum olarak durumu düzeltir miyiz?

Evet, ben inanıyorum. Onun için kadını yetiştirmeye yönelik yapılacak çalışmalar çok önemli, hani kadınların kendi ayakları üstünde durmaları konusunda destek olmak çok değerli bir yardım. Bu konuda da çok yerinde çalışmalar yapıyoruz. Zaten İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu konuda çok büyük rol oynuyor, biz de Kadın Koordinasyon Merkezi olarak istihdama yönelik çalışmak istiyoruz. Mesela Avrupa Birliğinden fon aldığımız bir konu var. Kasnak işlemeleri. bu sıralar on dokuzuncu gurubumuz eğitim alıyor ve bu eğitimi başarıyla tamamlayan her kadın kesinlikle para kazanmaya başlıyor. Gerçekten piyasada rağbet gören bir alan. Tekstilden tutun, her alanda bu işlemeler ilgi görüyor ve Pazar buluyor. Biz destek amaçlı Pazar imkânları da sunuyoruz. Taksim’de on beş gün boyunca hem yaptıkları işi tanıtma hem de satma pazarlama imkânı buldular hanımlar. Taksim’deki yoğunluk ve hareketlilik onlara sunuldu ve bunu değerlendirdiler.
Hatta Emirgan’da Lale Festivalinin olduğu zamanlarda orada stant kurup satış yaptılar. Evlere iş alıyorlar, bazı firmalar destek amacıyla iş yaptırıyorlar bu hanımlara biz de elimizden geldiği kadar destek oluyoruz. El yapımı çiçek kursları da var. Bu hanımlarda eğitimlerini tamamlayınca para kazanmaya başlıyorlar. Birçok kadının emeklerinin karşılığını buluyor olmasını gözlemlemek bizi çok sevindiriyor.
Burası da eskiden böyle değildi. Burada çok büyük bir dikiş atölyesi açtık gelin odaları, gelin sandıkları oluşturduk. İhtiyacı olanları giydiriyoruz. Kermesler düzenleyerek gelirini yine sosyal yardımlar için kullanıyoruz. İhtiyacı olanları sevindiriyoruz.
Bahçelievler de çalışmalar yaptık. Çocuk Esirgeme Kurumu var. Oraya el attık. Bebek evinde çeşitli yaş guruplarında çok güzel değişimler yaptık. Masraflarını karşıladık ve orada birçok bölümün yapılmasını sağladık. Çocukların yaşam standardının değişmesine çok büyük katkılar sağladık. Çocuk Esirgeme Kurumunda çocuklara yansıyan güzellikler ve değişimler yaptık. Ben oraya ilk gittiğimde gözlemlerimi anlatsam bir de şimdiki değişimden bahsetsem inanamazsınız. O annesiz çocukların ortamlarını anne eli değirerek güzelleştirdik ve yükselttik. Mesela 02 yaş gurubunu bir ziyaret etmenizi isterim. Ben ne yapabilirimden hareketle çok güzel şeyler başardık. İlk gittiğimde çantanızı güvenliğe bırakalım dediler. Neden? Dedim. Çocuklar atılıyorlar dediler. Aslında bizler yanlış öğretiyoruz çocuklara. Onlar girişte verdiğimiz çikolatalarla kendimizi tatmin ediyoruz ya aslında. Yanlış şeylere alıştırıyoruz. Şimdi bizim de önerimizle gelen hediyeleri çocuklar dozunda ve bazen güzel davranışlarının neticesinde kontrollü olarak alıyorlar. Hatta marketten bedel ödeyerek almayı öğreniyorlar. Bu konuya destek veren bir market var. Çocuklara iyi davranışlarından sonra kartlar veriliyor ve bunları para gibi kullanıyorlar. Burada amacımız çocuklarımızı kazanmak. Doğruyu öğretmek. Onların sorumluluğu bizim üzerimizde. Bunu güzel şekilde yerine getirmek. Çocukların aidiyet duygusunu geliştiriyoruz. Artık kendi dolapları ve kişisel eşyaları var. Bunları düzenli kullanmayı öğrendiler. Eşyalarını temiz tutmayı öğrendiler. Banyolarda kişisel dolapları var. Onlar sanki bizim evlatlarımız. Bize göre öyle. Çarşaflarını bile hala biz buradan gönderiyoruz.  Son derece yakından ilgilendiğimizi söylemeye çalışıyorum. Depolarına bile inerek düzenlemeler yaptık.
Son iki senedir burada yaptığımız kermeslerden toplanılan gelir ile de anaokulu yaptırıyoruz. Şu ana kadar dördüncüsünü açtık. Farklı projeler var ilgilendiğimiz.

Mesela Doğudan İstanbul’a Kadın Eli projesi beni görsel ve içerik olarak çok etkilemiştir biraz bahsedebilir misiniz?

Hala devam eden bir proje. Biz başladığımız işin peşini bırakmıyoruz. İlk teklif bize Mardin’li hanımlardan geldi. “Biz çalışıyoruz üretiyoruz fakat satamıyoruz. Bize pazar desteği sağlar mısınız?” Dediler. Yine Taksim’de onlara el işi ürünlerini satma imkânı verdik, onları ağırladık, satışlarını yaptılar ve evlerine yolcu ettik. İkinci sene madem biz bu çalışmayı yapıyoruz.Sadece  Mardin ÇATOM’la sınırlı kalmadan, bunu tüm Çok Amaçlı Toplum Merkezleri ile gerçekleştirelim kararı aldık. 3.seneden itibaren bütün ÇATOM’lara bu desteği verdik.5 yıldır da 9 ilden 32 ÇATOM’dan gelen kadınlar bir hafta boyunca ürünlerini satışa sunuyorlar.Bu sene 15 gün boyunca İstanbul’daydılar. Bu sadece doğuyla sınırlandırmayacak, geliştirilmekte olan bir çalışma diyebiliriz.

Çok güzel yemek yaptığınızı biliyoruz en çok hangi yemeğiniz beğenilir?

Valla ben bütün yemekleri severek yaparım, özel olarak isim vermem zor. Hepsini sevgiyle ve el kararı derler ya özenerek yapıyorum. O zamanda hepsi güzel oluyor. Her yaptığımı beğenirler. El lezzeti diye bir şey de var ben ona inanıyorum. Aslında yardımcı hanımlara da öğrettim. Onlar da benim usulümce yemek pişiriyorlar ama çocuklarım senin elinin ayarını özledik diyorlar. Bil hassa küçük oğlum artık o da evli biliyorsunuz “anne sen yapınca başka oluyor kimse yapmasın sen yap” diyor.  Mesela benim çocuklarım çocukken sütlaç çok severlerdi ve ben sürekli onlar için bol bol sütlaç yapardım. Gülerek kazan kaynıyor derlerdi sevdiklerimiz. Çünkü biri biterken ben diğerini pişirirdim. Hiç eksik olmazdı evimizden. Oğullarım da kızımda çok severler.

Saray’ın tatlılarından bile güzel oluyordur eminim.

Saray tatlılarını da çok severler ama benim yaptığım başka olurdu. Ayrıca çocuklarıma hiç hazır bir şey yedirmezdim. Meyve suyunu bile evde doğal yollardan elde ederdim. Hazır yiyecek ve içecekleri ben de sevmezdim çocuklarımı da sakınırdım. Fast foodlardan uzak büyüdüler Kızıma gelinlerime de hep onu tavsiye ediyorum. Çocuklarınıza hazır yemekler yedirmeyin emek verdiğiniz tertemiz ve sağlıklı olanlarından yedirin diyorum. Ev yemekleri yemeleri gerekiyor. Katkılı şeyler yememeleri hele ki büyüme çağında çok önemli.   Şimdi bazen bir alışveriş merkezine gittiğimde dikkatimi en çok yemek yenen kısımları çekiyor. Üzülüyorum hep sağlıksız kilo aldırıcı seçenekler. Küçücük çocukların önünde patates kızartmaları, hamburgerler koyuyor anneleri kızmasınlar bana ama çok üzülüyorum. Zararlı şeylerden kaçınmaları gerekiyor. Damak tadı ailede oluşur.

Evinizde hangi mutfak kültürü hâkim?

Türk mutfağı. Bilhassa zeytinyağlıları ben de Başkan Bey de çok severiz. Sebze ağırlıklı besleniriz. Balık yemeklerini tercih ederiz. Et konusunda bir ısrarımız ve düşkünlüğümüz yok sayılır genelde hafif sebze yemeklerini severiz. Et ağırlıklı beslenmiyoruz. Damak zevkimiz böyle. Ege mutfağı daha ağır basıyor. Zaten belli bir yaşa geldiğinizde dikkat etmeniz gerekiyor. Ağır yiyeceklerden kaçınmanız gerekiyor. Başkan Bey de öyle tercih ediyor. Bu konuda hassas davranır. Sebze ve balık tercih eder. Belli bir saatten sonra hiç yemek yememeye dikkat eder. Hiç yemek yemediyse o vakte kadar salataları tercih eder.

Ramazanda bir araya gelebiliyor musunuz?

İlk iftarı genelde birlikte yaparız ama bu Ramazan da Eyüp’te halk iftarındaydı. Aile iftarları yaparız. Amcalar, eşleri, onların çocukları aile büyükleri derken kalabalık bir sofra oluruz. Geçen bizim soframızda otuz beş kişiydik. Çok da güzel geçti. Bizim çocuklarımızda beraberdik. Muhakkak hem eşimin tarafıyla hem de benim akrabalarımla toplu yemek yeriz çocuklarım her ikisine de katılırlar. Biz akrabalık bağlarına çok önem veriyoruz. Amca çocukları kardeşleri gibidir zaten. İş hayatlarında da bu beraberliği sürdürüyorlar. Büyüklere saygı ailemizde çok kuvvetle öğretilir. Bir geleneğimiz de bayram sabahları hep bizde toplanırız. Gelinlerim, kızım, damadım, oğullarım, torunlarım bir araya geliriz. Büyük bir bahçemiz var. Orada bayramlaşır ve güzel zaman geçiririz.
Biz dört kardeş olarak (eşimin kardeşleri) aynı apartmanda oturduk. İlişkilerimiz çok yakın ve içtendir. Çocuklarımız kardeş gibi büyüdüler. Hala da münasebetleri ağabey kardeş düzeyinde ve çok saygı içeriklidir. Biz de dört kız kardeşiz ve bu yakınlığı samimiyeti devam ettiriyoruz. Her zaman iftarlarda ve ya akşam yemeklerinde buluşuruz. Ailemizin bağlarını güçlü tutmaya çok önem veriyorum.

Hangi ilme yatkınsınız?

Tasavvuf. En çok ilgimi çeken ilim herhalde Tasavvuf. Bir de Kuran bana ne anlatıyor konusunda özel bir merakım ve ilgim var. Kuranı Kerim bana ne diyor.

Sanatın hangi dalına ilgi duyuyorsunuz?

El becerileri konusunda iyi olduğumu söyleyebiliriz. El sanatlarına yatkınım hemen hemen her dalında başarılı olduğumu söylerler. Çok seviyorum ve zaman ayıramadığıma üzülüyorum. İsmek’lerde ki bütün dallara ilgi duyuyorum. Bir gün mutlaka gideceğimi söylüyorum kursiyer olarak. Bazen atölye çalışmalarına katılıyorum. Hatta geçenlerde bir vazo getirdiler önüme şekil vermişler boyamamı işlememi istediler. Hemen orada hiç çalışmadan bir şeyler yaptım. İmzamı da attım fırınladılar verdiler hatıra olarak saklıyorum.
Fırsat buldukça resim yaparım çok seviyorum resim çizmeyi. Kara kalem çalışmalarında iyiyimdir. Okulda başarılıydım.

İstanbul’da bulunmaktan hoşlandığınız en beğendiğiniz yer neresi diye sorsak ne cevap verirsiniz?

Galiba bu soruya cevap olarak boğazı söyleyebilirim. Boğazın güzelliğini seyretmeyi çok seviyorum. Bilhassa Rumeli Hisarının oralardan seyretmeye bayılıyorum.

Kendinizi yalnız hissettiğiniz zamanlar oluyor mu?

Evet, eşim çok yoğun çalışıyor ama benim de kendimi yalnız hissedecek hiç boş zamanım olmuyor. Meşguliyetlerim çok fazla. Zamanım dolu dolu geçiyor o yüzden yalnız kalmıyorum ve yalnızlık çekmiyorum. Çocuklarım ver torunlarım var kendi sosyal hayatım var. Her şeyi dengede tutmayı başarırsanız yalnız kalmazsınız.  Eşimle de kaliteli zamanlar geçiriyoruz. Bazen sabaha karşı geliyor. Ama o İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı. O’nun verimli olabilmesi için benim anlayışlı olmam gerekiyor. Kafasını meşgul eden şeyleri ortadan kaldırmam lazım, hayatını kolaylaştırmam lazım. Böylelikle eşimin daha başarılı olacağına inanıyorum. Bütün İlçe Belediye Başkanlarının eşlerine de bunu tavsiye ediyorum. Bir araya geldiğimizde sizin eşleriniz belli bir hizmeti gerçekleştiren insanlar.  Onların başarılı olması sizlere bağlı diyorum. Onlara karşı anlayışlı olun diye nasihat ediyorum. Eşinizi sadece eş olarak görürseniz eşinizi bunaltırsınız. Önemli olan nitelikli zaman geçirmek. Mesela Başkan Bey ne kadar meşgul olursa olsun bana kendimi yalnız hissettirecek şekilde davranmaz. Sadece başkan eşlerine değil tüm eşlere bunu öneririm. Sevginizi saygıyla bütünleştirin ve birbirinizi önemsemeyi öğrenin. Siz karşınızdaki insana hoş bir davranışta bulunursanız karşılığını mutlaka alırsınız.

Televizyon izler misiniz?  Nedense hiç televizyon izlemiyoruz sadece belgesel izliyoruz diyor bazı insanlar:)

Bazen yoğun tempoların sonunda kafanızı boşaltmak istersiniz ya öyle zamanlarımız oluyor izliyorum. Kadir Bey’le birlikte de fırsat buldukça izliyoruz.  Tabiî ki seçici olmak lazım. Bazı dizileri izlerken sinirlenip konuşmaya başlıyorum. Öyle güzel sahnelenmiş oyunculuklar var ki. Beğendiğim diziler var elbette. Ama dizi ismi vermem doğru olmaz. Bazıları bizim şahit olduğumuz gerçek hayatlar gibi. İnsanların dertlerini dile getiriyorlar. Ders çıkarmak lazım diye düşünüyorum. Dizilerde ki kötü karakterlerle çalışmalarımızda karşılaşabiliyoruz. Sadece şiddetle kalmıyorlar her türlü eziyeti yapıyorlar sonra da takip ediyorlar. Kadın kendine bir hayat kurmaya çalışıyor. Adam tekrar ortaya çıkıp her şeyi mahvediyor. Tekrar dövüyor. Bu şiddetten başka bir şey, çok fena bir durum.

Şiddet konu başlığımız olacak bu gidişle. Tek tek hayat kurtarıyorsunuz.

İnsanları hikâyeleri ile birlikte nasıl düze çıkarabiliriz diye özel çaba sarf ediyoruz. Ama şartlar elverdiği ölçüde tabi, elimizden geleni yapıyoruz. Bir yandan da halden bilmek lazım gittiğimiz evlerde çok şaşırdığım bir şey var. İnternetten ödev veriyorlar öğretmenler. Zaten bu insanlar yoksul evlerinde bilgisayar yok internet cafeye gitme lüksleri yok. Çocuğun annesi soğukta nasıl çıkalım da internet bulalım diyor. Eğer böyle bir şey istiyorlarsa okulda bunun çözümünü de sunmak zorundalar. Etüt vakti olmalı ve çocuk bu ödevini okulda halledebilmeli. Öğretmenlerinin zayıf verdiklerini söylüyorlar. Bunu ilgililere bildirmek istiyorum.

Ama ne güzel ki; bu dönemde insanlarımız çok şanslılar Emine Erdoğan Hanım Efendi olsun Hayrunnisa Gül Hanım Efendi olsun hassas insanlar.  Hayata hassas bakan insanlar. Aile ve kadın için birçok projelere destek veriyorlar. Zaten kendileri birçok projeye iyiliğe ön ayak oluyorlar. Bu halka hizmet ve refah olarak yansıyor. En yukarıdan başlayarak devletin birimleri ve belediyeleri bir uyum içerisinde halkına hizmet götürüyor. Bu uyum ve birliktelik işlerin daha hızlı ve sağlam yürümesini daha temelli olmasını beraberinde getiriyor.

Umuyoruz ki bu ilerleyen yıllarda tatlı bir nostalji halini almaz. Daha iyiye ve güzele giden çalışmalar yapılır. Anne elinin silmediği hiçbir göz yaşı ve anne elinin değmediği tek bir hüzün hikâyesi kalmaz.

Annenizle ilişkinizden bahseder misiniz?

Annemle birlikte yaşıyoruz benim yanımda kalıyor. Saygı ve sevgimi sonsuz bir şekilde ona sunabilme imkânım var bunun için çok şükrediyorum. Aklıma bir şey geldi paylaşayım. Bahçede bir Pazar günüydü kahvaltı yapıyoruz. Çocuklar torunlar hep beraberiz. Annem kalkıp mutfağa doğru ilerlemişti ki bir gürültü duyuldu. Hepimiz koştuk annem yerde, boynundan kan akıyor. Daha önce de boynu çatlamıştı. Ne kadar üzüldük telaşlandık anlatamam. Hemen ambülâns geldi. Hep beraber hastaneye gittik. Çok şükür bir şeyi olmadığını öğrendik. Şunu söylemek istiyorum. Her şey bir anda küt diye yarım kalabilir. Şartlarınız ne olursa olsun çeşitli imtihanlara tutuluyorsunuz. Bazen gelen musibetler olabiliyor, o zamanda Allah’ım bunu başarma gücü ver diye dua ediyorum. Çocuklarıma da hep onu öğütlüyorum, çocuklar Allahu Tealanın verdiği nimetlere çokça şükredin diyorum. Hayat böyle bir şey. Önemli olan güzel ve hayırlı uğraşlarla vaktimizi geçirebilmek. Her şey bir gün bitecek. Asıl olan neler bıraktığımız. İşte bunun için çok gayret etmek istiyorum.

Aslında emanet bir huzur yaşıyoruz hayatta. Etrafınızda gelinler, kızınız, torunlarınız, çoluk çocuk birlikte yaşadığınız mutluluğun şükrü diyebilir miyiz yaptığınız hayırlı çalışmaları?

Elbette çok şükür ediyorum. Akşam evime geldiğimde şükür secdeleri yapmak geliyor içimden. Nasıl hayatlar var. Nasıl üzücü hikâyeler var dramlı aileler. Bunları gördükçe ve düzeltilmesi için uğraştıkça çok şükretmek gereği duyuyorum.
Geçenlerde bir gün aile ziyaretine küçük gelinimi de götürdüm.  Ayrıldığımızda dayanamayacak bir haldeydi çok üzüldü günlerce tesirini üzerinden atamadı. “Anne sen nasıl dayanıyorsun hem de yüzlercesine, ben bir tane yaşadığım halde hala kendime gelemedim” dedi.
Tabi benim ailemde her şey yolunda olunca ben daha rahat hizmet verebiliyorum. Bu çalışmalar sorumluluğumuzun yanında biraz da ailede yaşadığımız huzurun şükrü.

Teşekkür ederim.

BETÜL ŞATIR


HTML Editor - Full Version

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
escort bayan sex izle

istanbul escort

beylikdüzü escort

evden eve nakliyat

klima kombi servisifilm izle