SON DAKİKA

TOPLUMSAL TAZİYEMİZ ÖZGECAN

Bu haber 23 Şubat 2015 - 0:05 'de eklendi ve 131 views kez görüntülendi.

BETÜL ŞATIR’IN KALEMİNDEN… “TOPLUMSAL TAZİYEMİZ ÖZGECAN”

Her düşünce kendi ocağının çırası zannetti Özgecan’ı. Her hizip kendine mal etti masumiyeti. Masum olan bir kimse bile yok oysa, şu anda hayatta. Hepimiz bu büyük suçun öznesiyiz….
Bir Özge Can…
Bir kız çocuğu… Hepimize Allah’ın emaneti olan tazecik bir fidan. Naifliğine güzelliğine masumiyetine tebessümüne aldırılmadan! Yakışıksız, acımasız insanlar, hunharca bir cinayetle öldürdüler onu. Güzel yüzü hep gözlerimizin önünde bir ceza gibi seğirecek. İnsanlık olarak bir kız çocuğuna sahip çıkamamanın ayıbı bizlere bir ömür boyu yetecek.
Ailesi büyük yasta. Bütün ülke ailesiyle beraber yas tutuyoruz. Hazmedemiyoruz. İnanamıyoruz. Hepimiz kendimiz ve çocuklarımız üzerinden korkular yaşıyoruz. Dünyaya olan umudumuzu kaybetmiş bir durumdayız. İyiliğe, güvene, adalete, insafa olan güvenimiz giderek kayboluyor. Kimseler minibüslerde gülümsemiyor artık birbirine. Herkesin aklında o korkunç olay. Herkes gergin, herkes kırgın, herkes şaşkın ve öfkeli. Bir özge can aramızdan kuş olup uçtu. O gökyüzüne yükselirken ona bu fenalığı yapan habis ruhlu hayvan tıynetli kimseler yaşadıkları her an yerin dibine, daha da dibine girecekler. Akrabaları soy isimlerini değiştirecek kadar utanç içindeler. Annesi mahcup, onu doğurduğuna bin pişman. Şehirler küskün, kin ve nefret dolu. O kimseler için cezalardan ceza beğenemiyor insanlık. İdam bile hafif o bile kurtuluş o katiller için. En kötü sıfatlar bile masum kalıyor canileri anlatmak için.
Ölen bir kız var ortada. Güzel mi güzel. Fotoğrafları hepimizi hüzünlere boğdu. Akıllı ve sakin bakışlarında görebildiğimiz tek şey, her şeye rağmen umut. Ama boşlara çıkan, kırılan parçalan bir umut.
Her kesimin kendince akılları var vermek istediği. İşte sebebi buydu. Şu olmalıydı. Şu düzenlemeler yapılmalıydı, o sözler sarf edilmemeliydi, o kanun çıkarılmamalıydı…
Her düşünce kendi ocağının çırası zannetti Özgecan’ı. Her hizip kendine mal etti masumiyeti. Masum olan bir kimse bile yok oysa, şu anda hayatta. Hepimiz bu büyük suçun öznesiyiz. Bir oradan çekiştirdiler, bir buradan çekiştirdiler. Cesedini parçaladılar adeta kızcağızın. Biz seni korurduk biz seni severdik. Oysa bilmiyorlar artık hiçbir şey Özgecan’ı koruyamaz ve geri getiremez.
Toplum çok gergin. Bu konudaki hassasiyeti çok olumlu buluyoruz. Bütün insanlar ayaklandılar, lanetlediler. Bir daha böyle bir olay yaşanmasın diye. Mesaj tüm sapkınlara ulaşsın diye hala da eylemler devam etmekte. Bu öfke patlamalarını çok yerinde ve anlamlı buluyoruz. Ama ne zaman işin içine bir siyasi karışsa –nereden ve kimlerden olursa olsun- midemiz bulanıyor. Aslında herkesin bundan rahatsız olması gerekiyor. Özgecan üzerinden siyaset devşirenler, refleks olarak derhal karşısındakinde hata bulanlar en çok da kendilerini küçük düşürüyorlar.
Bazen bir “yas”ı bile becermediğimize şaşırıp kalıyoruz. Yası yaşamak ağıtı duyumsamak yerine kavganın malzemesi, suçun öznesi suçlunun ta kendisi oluyoruz. Ölenin en çok da kalanın acısı içimizde kanarken. Böyle olunca bizler anlayışsız, kaba, fırsatçı, ölü soyucular, nebbaslar oluyoruz. Bu bize yakışmıyor. Ne farkı kalıyor ki o zaman insanın, taze ölülerde ganimet arayan hırsızlardan. Öyle ya bu ülkede bir şey olsa, birileri ölse de kapışsak diye bakıyor insanlar artık. Dindar-seküler, Türk-Kürt, sağcı-solcu, kadın-erkek, avam-havas, zengin-fakir birbirimize girsek, ne ala. Yesek birbirimizin başının etini, çözülecek onca problem varken.
Çok üzgünüz. Herkes toplumsal bir taziye yaşayacakken, bir tarafından asılarak meseleyi ve meselenin öznelerini incitiyor. Aile olgun, vakur, aklı başında bir tasa içinde. Bazı basın organları ise gözyaşı, hıçkırık, isyan pornografisi avında. Her ölüm içli bir yası hak eder. Bunu yaşamaya çalışan aile iyice bunaltılmış durumda. Bir yandan #sende anlat hareketini yine yeniden malzemeye dönüştüren çirkin medya gerçeği var. Kadınlar rahatlamak birbirlerini uyarmak amacıyla anlatırken hiç fark etmeden resimlendirilip foto galerilerinde tıklanma tuzaklarına dönüştüler. Tacize karşı eylemdeyken taciz edilmiş oldular. Bir de kadın hakları ve problemleri konusunda dişe dokunur hiçbir program yapmayan televizyon kanalları ekran kararttılar. Kadının bedenini; anne olmasının, aklının, zekâsının, iş başarısının ve daha birçok özelliğinin önünde tutan renkli logolar birkaç saniyeliğine günah çıkardılar zaman zaman. Dünyalarını kararttıkları kadınlar için ekranlarını siyaha boyadılar. Hemen ardından tüketmeye devam ederek kadın onurunu. Bildiklerini okumaya devam ettiler.  Kadınların acıları ve hayal kırıklıkları yine reytinge uzanan ucuz bir malzemeye evrildi. Temennileri havada kaldı güvenleri tekrar askıya alındı. Kendini kadın üzerinde her şeyi yapmaya hak sahibi gören zihniyet acıların ortasından tekrar hortladı. Senin yanındayım diyerek yapay özürler dilediler. Timsah gözyaşları dökerek ağladılar problemlerimize.
Velhasıl kömür gözlerinde kendini gördü insanlık Özgecan’ın. Ve kalan sağlar, masumiyeti temizliği ona bırakırken, suçluluğu, sorumsuzluğu, bir genç kızı güven içinde yaşatamamanın vebalini, dünyanın gamını, çirkefliğini, çirkinliğini kendi üzerine alınarak yaşayacak bundan sonra.

Betül Şatır


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin escort