SON DAKİKA

TÜRKİYE’NİN RAMAZAN KARNESİ

Bu haber 18 Temmuz 2014 - 1:34 'de eklendi ve 76 views kez görüntülendi.

BETÜL ŞATIR’IN KALEMİNDEN… “TÜRKİYE’NİN RAMAZAN KARNESİ”

Her daim öğrenmeye devam ettiğimiz gibi bildiklerimiz üzerinden sınanmaya da devam ediyoruz. Dünya döndükçe.

Artık Ramazan deyince akla gelen her şeyin önüne geçen İsrail’in Gazze’ye yaptığı hain saldırılar. Ölen masum insanlar. Sofraları başında iftarı bekleyen masum silahsız yoksul ama onurlu kimseler. Bütün dünyanın kınamaktan başka bir şey yapamadığı soykırım. Kanalı değiştirince ya da beğen butonuna basınca geçtiğini sandığımız sürekli tekrarlayan trajedi. İnancın ve dinlerin üzerinde büyük bir kınamayı çok daha fazlasını hak eden bir insanlık utancı. Çocukların en hazin bakışlarını yakalayan objektifler altına yazılmış diren Filistin cümleleri. Bir insan evladının bakmaya dahi dayanamayacağı parçalanmış bebekler, yanmış cesetler, kahrolmuş anne baba resimleri. Gülümseyen şehit cenazeleri… Ya işte sevgili halkım savaş; tarihi, tarafları, sebepleri ve sonuçları hakkında kısaca ezberlediğimiz ve imtihandan sonra unuttuğumuz bir paragraf dolusu cümle değildir. Böyle kanlı böyle ıslak böyle dayanılmaz bir ölümler yumağıdır.
Sadece Filistin değil üstelik başta Uygur Türkleri olmak üzere, Arakan, Patani, Suriye, Mısır, Irak…
Gastronomi Ramazan akşamlarının yaşandığı ülkemizde de büyük acıya neden olan tek taraflı ve eşit olmayan şartlarda sürdürülen acımasız savaşlar var İslam dünyasında. Ne var ki bizi alıştığımız hiçbir şeyden geri koymayan bir üzüntü yaşıyoruz. Ne davetlerden ne avangart sofralardan ne de yeme içme bulamacının içinde anlamını arayan ramazan eğlencelerinden vazgeçmeden yaşadığımız sahicilikten uzak sloganik bir hüzün çemberi. Her gün Filistin için birkaç kelam etmeyi rahatlama egsersizi gibi tekrarladığımızı biliyorum. Eşarplarımızdan içeceklerimizden deterjanlarımızdan gözümüzü süratle kaçırıp yine onların ürettiği teknolojik aletlerle İsrail’i kınıyoruz. Liste o kadar kabarık ki ve ürünler hayatımıza o kadar dâhil olmuşlar ki vazgeçmek boykot etmek fikrinden kısa bir süre sonra vazgeçiyoruz. Bu şekilde hafızalarımıza, kardeşlerimize, onurumuza, insanlığımıza en büyük ihaneti yapıyoruz.
Kolanın demirbaşı olduğu sofralarda İsrail’e sitemler yollamanın şapşallığı içindeyiz hepimiz. Filistin davasını ve değerlerini bizlere öğretmede öncülük etmiş vakıf iftarlarında bile çokça rastladığımı üzüntüyle beraber belirtmeliyim. İçmesek ölecekmişiz gibi yemesek orucumuz kazaya kalacakmış gibi kullanmazsak hayattan kopacakmışız gibi ısrarla dikkat etmediğimiz uzayıp giden boykot listeleri.
Herkesin bildiği hikâyedir. Eskiden sınıfta Yahudi bir öğrenci kalem defter alışverişinde gecikir ve öğretmeni onu uyarır. O da öğretmenim bizim kırtasiyecimiz İshak amca günlerdir dükkânını açmıyor. Döner dönmez kırtasiyesini açacaktır. O zaman hemen alacağım bana biraz daha müsaade edin demiştir. Öğretmen şaşmış kalmıştır. Yahudilerin bu eşsiz dayanışmasına…
Evet, kutsal kitaplarda sürekli kınanan lanetlenen bir güruhla baş etmeye çalışıyor dünya mazlumları. En çok da bir avuç Filistin’li halk. Onlar otuz yaşına kadar yaşamayı kâr bilen bulundukları şehadet ocaklarında sürekli kayıp veren, azaldıkça çoğalan, katılaşmış kalplere korku salmış masum direnişçiler. Vatanları işgal edilmiş, evleri yıkılmış, sevdikleri kurşuna dizilmiş yahut hapsedilmiş şehadet bekçileri. Karşılarında, cennetten ebedi kovulmuş baş belası bir ırk yok sadece. Ona destek olan dünya devletleri, savunma hakkı ile öldürme vandallığını aynı kefeye koyan küresel şakşakçılar var. Ve bir türlü birlik olamayan İslam âlemi. Bunca zulmü görüp kahredip tekrar unutan sefa içinde konforlara dalmış İslam âlemi.
Darbuka seslerinin baskıladığı ramazan akşamlarında şık iftar davetlerinin ortasında hafif meşrep ucuz direkler arası tiyatroların kalabalığında Filistin demek! Ah dünya! Kavram oluşturma ve isim koyma konusunda çok beğendiğim bir isim H Hümeyra Şahin Geçenlerde köşesinde enfes bir yazı yazdı. Medyada melankolik din dili ve kültür romantizmi. Okumanızı ısrarla tavsiye ederim.
Bir yandan artık yüzü eskimiş sözü eskimiş hocalar sorunsalımız. Dilden kalbe inmeyen magazin olmuş şiirsel tekrarlar. Bir kanalda canlı diğer kanalda banttan endam eden ramazan karakterleri… Ve ne kadar kazandıkları ile çenemizi yorduğumuz hocalara sorulan pes dedirtici sorular. Cehaleti hurafelere karışmış din algımızı gözler önüne seren irfansız tespitler… İsraf edilen yemekler, ihmal edilen fukaralar, dostlar, akrabalar. Uykulara kaptırılmış uzun günler.
Dünya kupası hakkında yazacak bir cümlelik bilgiye dahi sahip değilim o yüzden geçiyorum. O konuyu kendi kanamasıyla baş başa bırakıyorum.
Ve unutulanları da hesap ettiğimizde korkunç bir karne çıkıyor karşımıza.
Coğrafya: 0
Tarih: 0
Sosyoloji: 0
Din Kültürü: 50
Yeme içme Kültürü: 100
Edebiyat: 100
Şimdiden iyi bayramlar Türkiye…


HTML Editor - Full Version

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
escort bayan sex izle

istanbul escort

beylikdüzü escort

evden eve nakliyat

klima kombi servisi