SON DAKİKA

YAZIYORUM…

Bu haber 28 Mart 2015 - 12:53 'de eklendi ve 260 views kez görüntülendi.

YENİ KÖŞE YAZARIMIZ NURULLAH BULUT’UN KALEMİNDEN… “YAZIYORUM…”

Yaz diyor kalemim…
İçinden geldiği gibi yaz…
Susma yaz…
Düşündüğün gibi yaz…
Nasıl yazarsan yaz ama muhakkak yaz…
Sen söyle ben yazayım diyor. Bildiğin gördüğün her şeyi yaz, doğru olanı, bilinmesi gerekeni yaz. Evliya Çelebi gibi gidip gördüğün ne varsa yaz. Yaz ki söz uçup giderken yazdığın kalsın…
‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ diye bir kitap okuyorum. Okudukça okuyorum. Silikon vadisini gezerken kendimi kendi memleketimin içinde buluyorum. Kitap, bataklıktan şahlanan Silikon Vadisi’nde olmaz denilen şeylerin nasıl olduğunu gösteriyor. Dar kalıpları kırıp atıyor, çorak toprakları yeşertiyor. Oysaki bizim memleketimiz bütün şaşaasıyla keşfedilmeyi bekleyen bir cevher gibi.
 Rabbim memleketimin toprağına bereket yağdırmış, ovaları, dağları, taşları, akarsuları, denizi ne ararsan var. Yemyeşil yaylaları, çam ağaçları, sediri, ardıcı daha sayamadığım niceleri…
Her gittiğim yerde gördüklerimin memleketimde de olmasını istedim. Bizim onlardan ne eksiğimiz var diye düşünürüm sürekli.
Neden bu zamana kadar olmamış ki, neden olmuyor…
Oldurmayan sebep ve sorunlar neler.
Düşündükçe aslan gibi kükremek istiyor yüreğim, bir kedi gibi de masum duruyor.
 Yatağıma uzanınca veya güzel bir yerde gezerken hayaller dünyasına dalarım.  Bu bazen güzel bir vapur gezisi veya bir kitap okurken de olur. Gezdikçe, okudukça hayallerim canlanır zihnimin en ücra köşesinden. Durdurmuyor zihnimi. Köşe bucak şekiller çiziyor, Bir an yıldırım çakıyor evet diyorsun bu da olabilir ama neden olmuyor. Geçmişime bakıyorum ceddim Fatih geliyor aklıma, “Denizler kapalıysa karalar var.” diyor. Piri Reisler, Kılıç Aslanlar, Alpaslanlar… Çadırdan gelmişiz diyorum gökdelenlerde oturuyoruz. Demek ki yapılmış, yapılabilir ve yapılabilecek şeyler var.
 İstanbul’u veya ülkemin güzel memleketlerini her gezdiğimde kendim gibi memleketimin güzel insanları da görsün isterdim. Göremiyorsa göstermeliyim,  gösteremiyorsam bizim oralara uyarlıyorum hemencecik, bizim oralarda neden olmasın ki derim hayalde olsa olsun isterim. Çünkü bu insanların diğer insanlardan daha çok ihtiyacı var buna; görmeye, bilmeye, anlamaya. Çok isterdim atalarımız bizim gibi cep telefonu görsün bugünkü teknolojiyle tanışsınlar, ama olmadı vakit erken geçti onlar için.. Zaman kavramı buna yetmedi. Düşünsenize güzel Türkiye’mizdeki cennet köşeleri Türkiye’de yaşayıp da kaçımız gördü. Elin yedi kat yabancısı karış karış gezerken biz sadece bakarız. Balık sudayken nasıl anlasın kıymetini değil mi? Görmeden bilmeden bu dünyadan gitmek yerine bu güzel ülkemizi bütün güzelliklerini görsünler. Neyi eksik ki bizim köylü insanımızın diğer insanlardan. Tam tersi eksikten ziyade fazlalıkları göze çarpıyor. Şehirden gelen insanlara saygıyla bakarlar. Amiri, memuru saygıyla karşılar saygıyla uğurlarlar. Küçücük dünyalarında kocaman görürler bazı şeyleri…
Hayal dünyam yeniden kıpraşıyor…
Bir uçan halının üzerinde Fethiye ve Seydikemer semalarındayım… Yemyeşil doğasıyla arkamda köyleri, yaylaları, Akdeniz’e boydan boya uzanmış torosları… Önümde mavi ve yeşile çalan deniziyle Fethiye ve Seydikemer sahilleri. Ovalarına bakıyorum, Yemyeşil zeytin ağaçları ve bembeyaz pamuk tarlaları bu topraklar ne kadar bereketli diye haykırıyor. Portakal, limon, nar, ceviz, badem, incir ağaçlarıyla meyvesinden turunçgiline kadar ne ararsan var. Yetmedi diyor gözlerim. Şu Ören Çayı’na bak binlerce balık ve tarlalara can vererek Eşen’den Akdeniz’e uzanmış akıyor. Kulağımda cıvıl cıvıl kuş sesleriyle arkamı dönüyorum. Yaka buz gibi soğuk suyuyla dişlerimi sızlatıyor, Saklıkent iki dağ arasında sanki yaza meydan okuyor,  Tlos Antik Kent kalesi dimdik yıllara meydan okumanın gururuyla bakıyor. Sağıma dönüyorum, Kumluova ve Eşen’in bereketli topraklarıyla yemyeşil ovasında ilerliyorum. Babadağ’ın zirvesinden inen paraşütler Fethiye semalarını rengârenk yapmış. Dönüyorum yukarı doğru Toroslara, Akdağlar’a.  Girdev Yaylası bekliyor bizi,  Eren dağına bakıyorum. Yaz gününde kar kaplı Toroslar yüreğimi serinletiyor. Bekçilerden Kınık’tan Seki’den dönüyorum Seydikemer’e. Gerçekten muhteşem derken gün batımı geliyor önüme, renk tonlarıyla özene bezene hazırlanmış gibi umut dolu yarınlar için elveda dercesine batıyor.
Şöyle diyorum kendimce…
İşte bunun için yazmalıyım. Anlatmakla bitiremediğim bu güzel memleket için hep beraber yazmalıyız.  Rabbimin adıyla deyip başlamalıyız. Sığ ve dar kalıplara çekilmişliği bir kenara bırakıp memleketimiz için yazmalıyız. Korkmadan, cesurca uçuk düşünce, hayal demeden yazmalıyız. Bir gün tozlu raflardan indirilip muhakkak dikkate alınıp bakılacaktır.  Onun için artık memleketim için neler düşünüyorsam yazacağım, yazmalıyız.
Her şey senin için Seydikemer.

Nurullah BULUT

Zeytinburnu Belediyesi 

Veliefendi Bilgi Evi


HTML Editor - Full Version

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Mehmet TANIR28 Mart 2015 / 16:26Cevapla

Nurullah kardeşimiz dolmuş bir yanda taşmaya başlamış dolu dolu bir insan. Değerli hemşehrimin bu birikimini kendi memleketinde değerlendirmesinden dolayı tebrik ediyorum. Ayrıca Seydikemer’in yetiştirdiği bir insanı değerlendirdikleri için seydikemerhaberleri.com’ a teşekkürler.

Herşey Memleket için...28 Mart 2015 / 16:24Cevapla

Muhteşem olmuş.. Yüreğine Sağlık Kardeşim

escort bayan sex izle

istanbul escort

beylikdüzü escort

evden eve nakliyat

klima kombi servisi