SON DAKİKA

YORGUN KALDIRIMLI KENT “BODRUM”

Bu haber 14 Şubat 2014 - 0:22 'de eklendi ve 75 views kez görüntülendi.

KEMAL ÖNEKLİ’NİN KALEMİNDEN…YORGUN KALDIRIMLI KENT  “BODRUM”

Biz çocuklarımızı Sait Faik öyküleriyle eğitip,

Cevat Şakir  hikayeleri ile büyüttük.

İyi de etmişiz…

Şimdi kocaman oldular…

Kocaman  kocaman sorular soruyorlar.

Bizde görevimizi yaparak bu soruları sahibine  gönderelim istedik.

Bir haktır “kent hakkı”.

Bu hakkın dayanağında anlamlı sorular.

Okunası  Sait Faik tadında bir  hikaye…

Modern zamanların masalları gibi değil.

Bir gerçekliğin  yaşanmış yansıması bu.

İşte size o  hikaye…

Tadı bize kalsın,okuma zahmeti (!) size.

****

Sosyal medyada gezinirken bir yazıyla karşılaştım;

 ‘Seçim propagandası yapcaz diye Mehmet kocadonu kimse kötülüyemez kusura bakmayın arkadaşlar bodrumu günden güne güzelleştiren tek başkan Kocadon’dur !!!’.

Bu kez yazacaklarım bir “içsel değerlendirme” içerikli olacak.
Yıl 1994. Artık bir şeyleri idrak edebilecek yaştayım. İçimde şekillenen öğrenme isteği… Birinci sınıfa başladım. Halikarnas taraflarında şirin, güzel bir evimiz vardı. Her gün okula Ali Cengiz kahvesinin önünden geçerek, deniz kenarından yürüyerek giderdim. O zamanlar denizin bir rengi vardı ki masmavi, bunun yanında bir kokusu vardı ki hani nasıl tarif edilir; böyle tazelik hissettiriyordu insana. Kıyıdan yürürken, sanki attığım her adımda kaleye ulaşacağımı hissediyordum. Güzel bir balıkçı şehriydi Bodrum. Denizi, yeşilliği, kibarlığı, sadakati… Sanki tanıyordu dokusu, yerli insanını. Ben küçüktüm, ama memleketimi sevmek için sıralayabileceğim nedenlerim boyumu aşarcasına büyüktü. En önemlisi ben onun ruhunu hissedebilecek kadar büyüktüm.
Yıl 2002. Yürüme mesafem değişti. Ben artık Çomça Manzara Oteli’nin üst taraflarında oturuyorum. Liseye başladım ve bizim dönemdeki adıyla Bodrum Lisesi, şimdiki adıyla Kanuni Sultan Süleyman Anadolu Lisesine gidiyordum. Bu kez yürüdüğüm yollar, deniz kenarına biraz daha uzaktı. Ama ben yine de yokuş inerken, kaleyi görüyordum. Saptığım ara sokaklarda, tarihe ait izler görebiliyordum. Samimiyet vardı evlerin birbirine yakın mimarisinde. Dar sokaklarında yürürken, bir evin bahçesinden salınarak gelen yasemin kokusunu kesinlikle hissederdiniz.
Yıl 2010. Üniversiteyi bitirdim ve memleketime dönme kararı aldım. Döndüm ama memleketim bana yabancılaşmıştı. Dokusunu yitirmiş, bana bir yabancı gibi bakar olmuştu. Yoktu ki bana göre bir iş, yoktu ki samimi havası… Öncelerde gidip rahatlıkla kullandığım sahillerine bir güç gelmiş yerleşmişti sanki.. Para diyen başka bir şey demeyen bir Rant kurulmuştu sahillere. Yeşili kaybettim ben Bodrum’da. Her yerde beyazla karşılaştım, yeşile inat. Her yerde harç, tuğla, iş makineleri… Yıkıyorlar diye korktum Bodrum’u. Eskiden yaşadığım en büyük sıkıntı, okulların sel nedeniyle sürekli tatil edilişiydi. 20 yıl geçmişti, ama hala aynı sorun…

20 yıldır çözüm bulunamayan baş belamız… Şimdilerde sahilde yürürken hissedemiyorum, kalenin bana gitgide yaklaştığını, dikkatim dağılıyor çünkü. Üç beş bar değil Bodrum’da bulabileceğiniz 10’unu da rahat bulursunuz.

Gençlik yapacak bir şey bulamıyor, ee bulabildiği tek şey gece hayatı olunca da alkolün dibine vuruyor.
Gençlik merkezi istedik be Başkan, çok mu şey istedik ne dersin?

Hastanenin daha kapsamlısını çok mu gördün Bodrum’a?

Bodrum’un içine sokma bu otobüsleri diye bağırdık durduk, niye hala bu garaj Bodrum’un ortasında?

Canım memleketimde devlet okulundan çok özel okul var, rant mı bağladı elini kolunu be Başkan? Yolları kazmakla bitmiyor bu iş, elektrik alamayanlar var hala 21. Yy Bodrum’unda. Sel bassın istemiyorum ben artık sokaklarıma.

Çünkü yoruldu kaldırımlar, senin hatalarının bedelini ödemekten.

Çünkü sıkıldı bu millet, sesini duyuramamaktan.
Sahiden Bodrum, doğru söyle(!) Bu muydu istediğin?

Güzellik derken bu muydu talebin?
Sahiden Bodrum, anlat bize…

Bu muydu istediğin senelerce?
HÜMEYRA   AKÇAALAN

*****

İşte böyle sayın Başkanlar.

Arada derede değil yazı finalinde Kocadon’a kocaman sorular.

Toprağına gencinden  giden büyük sorgulama…

Bodrum ne anlatır, ne der  bilemem…

Ama sorgulama galiba  çok yerinde.
“Ayrica ben vatandaşım belediye başkanı bana gelecek ve beni dinleyecek..

Kaldırılan kadehler ihtiyaclara cevap olamıyor ne yazık..

İlk önce herkesi ciddiye almayı öğrenmeli…

Bizleri de sevmeyi öğrenecek ilk önce….”

Bunlar da artakalan sosyal medyalı yorumlar.

Ne diyelim elçiye zeval olmaz.

Bu ses orada yanıbaşınızda.

Duymanız  keyfinize keder.

KEMAL ÖNEKLİ

 


HTML Editor - Full Version

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
escort bayan sex izle

istanbul escort

beylikdüzü escort

evden eve nakliyat

klima kombi servisi